“Avangart Bisikletçiler & Pay Sofrası” buluşması, 8 Ağustos Cumartesi günü pedalperest Jale Özen’in organizasyonuyla Bostancı’daki Bisiklet Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Kostüm yarışması anlayışından uzak bir konsepte sahip etkinlik; yaratıcılığı, kişisel stili, bisiklet kültürünü ve paylaşımı aynı sofranın etrafında buluşturdu. Bisiklet kültürünü yalnızca spor ya da ulaşım aracı olarak görmeyen “Avangart Bisikletçiler & Pay Sofrası” buluşması, farklı yaş ve yaşam tarzlarından katılımcıları bir araya getirdi. Jale Özen’in organizasyonuyla düzenlenen etkinlikte katılımcılara kendilerini özgürce ifade edebilecekleri bir alan sunulurken, bisiklet üzerinden sosyal bağların güçlendirilmesi hedeflendi. Etkinliğin temel fikrinin bir kostüm yarışması olmadığını vurgulayan Jale Özen, katılımcıların herhangi bir kalıba girmeden kendi tarzlarını yansıtmalarını istediklerini belirtti. Özen, kimi zaman dolapta yıllardır bekleyen bir şapkanın, aksesuarın ya da farklı bir kıyafetin bile kişinin kendisini ifade etmesine aracılık edebileceğini ifade etti. Herhangi bir siyasi ya da ayrıştırıcı mesaj taşımayan etkinlikte, herkesin kendi tarzını ve hayallerini özgürce ortaya koyabilmesi amaçlanırken; pedalperest Jale Özen, özellikle kadınların etkinliklere gösterdiği ilginin dikkat çekici olduğunu ve kadın dayanışmasının bu tür buluşmalarda kendisini güçlü biçimde gösterdiğini aktardı. Etkinliğin çıkış noktalarından biri de Türkiye ve Avrupa’da geniş bir katılıma ulaşan “Süslü Kadınlar Bisiklet Turu” deneyimi oldu. İzmir’de bir öğretmenin 40 yaşında bisiklet öğrenmesi ve arkadaşlarına birlikte süslenerek bisiklet sürmeyi önermesiyle başlayan hareket, zaman içerisinde Türkiye’nin farklı kentlerine yayılarak binlerce kadını bir araya getirdi. Özen, “Süslü Kadınlar Bisiklet Turu”nun artık aynı isim ve formatla gerçekleştirilmediğini, ancak bu deneyimin kendisi için yeni bir etkinlik fikrinin ortaya çıkmasına vesile olduğunu dile getirdi. Yeni organizasyonda kadınların yanı sıra erkekler ve çocukların da katılımına açık, daha kapsayıcı bir yapı oluşturulması hedefleniyor. “Pay Sofrası” fikri ise etkinliğin sosyal yönünü oluşturuyor. Büyük organizasyonlardan ziyade küçük bir masanın etrafında bir araya gelerek farklı tatları paylaşmak, sohbet etmek ve yeni insanlarla tanışmak amaçlanıyor. Özen, ilk buluşmanın sınırlı sayıda katılımcıyla düzenlenmesinin kendileri açısından önemli olmadığını, asıl önemli olanın bu fikrin hayata geçirilmesi olduğunu söyledi. Bodrum başta olmak üzere farklı yerlerden tatillerini yarıda bırakarak etkinliğe katılanların olduğunun altını çizen Jale Özen, ilerleyen organizasyonlarda katılımcı sayısının artacağına inandığını kaydetti.Jale Özen’in bisikletle olan bağı, yalnızca etkinlik organizasyonuyla sınırlı değil. Eşi Atilla Atay’ın bisiklet dünyasındaki deneyiminin de bu kültürün gelişiminde önemli bir rol oynadığını belirten Özen, 17 yıldır yarış bisikleti konseptiyle bisiklet sürdüğünü ifade etti. Atilla Atay’ın Türkiye’den yurt dışına transfer edilen ilk Türk bisiklet sporcusu olduğunu belirten Jale Özen, Bostancı’da kurduğu bisiklet merkezinde çocuklarla bir takım oluşturduğunu ve gençleri yarışlara hazırladığını anlattı. Zaman içerisinde bisiklet organizasyonlarını sosyal sorumluluk projeleriyle birleştiren ekip, İstanbul’dan Sarıkamış’a uzanan uzun mesafeli sürüşler de gerçekleştirdi. 1995 yılından sonra yalnızca profesyonel yarışçılarla çalışmak yerine bisikleti toplumun daha geniş kesimlerine ulaştırmayı hedefleyen bu yaklaşım; bugün farklı mesleklerden, kültürlerden ve ülkelerden insanların aynı bisiklet kültürü içerisinde buluşmasına zemin hazırlıyor.